Farkında mıyız acaba?

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi hastanesindeyiz. Navigasyonda Emniyet durağında inerseniz, yakın gibi gösteriyor. Bu şehirde yaşayıp da Çapa’da bir anısı olmayan yoktur. Bizim de acı ama çok anımız var bu hastanede. “Ne eksikliğini göstersin ne de hastanelere düşürsün Allah” derdi eskiler. Doğru da söylemişler… Şifa buluyoruz çoğu zaman, bazen acı da olsa sevdiklerimizin son anlarına şahit oluyoruz buralarda.

Birçok farkındalığı aynı anda yaşarsınız hastanelerde. Birçok kez şükretmek gelir aklınıza hastaları gördükçe.  Ama Allah korusun, ya biz ya da en sevdiklerimizden biri olsaydı onların yerinde ne yapardık? Tedaviyi takip ederdik herhalde. Başka yapacak bir şey yok gibi gözükse de bazı durumlarda çok şey var aslında. Mesela ‘İyi ki ben değilim’ demekle yetinmek yerine, ‘Bu durumlarla ilgili günlük hayatta neye dikkat edebilirim’ diye düşünmek çok faydalı olabilir bence.

Her sene benzer eziyet

Farkındalık konusu her gün defalarca duyduğumuz ama neredeyse içi boş bir hale geldi. Herkesin ağzında bir ‘farkındalık’ lafı. Bir de yanında hemen eşantiyon gibi gelen ‘duyarlılık’ var… Ama bir sosyal medya mesajıyla konuyu halka bildirip üzerimize düşeni yapmış olmuyoruz. Neden buraya geldi konu, kısaca anlatayım…

Alerjik astım hastası olan bir kızım var ve birçok çocuk da bu durumda. Nedeni bilinmeyen bir durum söz konusu. Kimilerininki kalıtımsal kimilerininkinin de nereden geldiği bilinmiyor. Eğer tanı koyulduysa tedavi nedir, herkes onu arıyor. Biz de yine hastane koridorundayız,
10-12 çocuk var solunum testi sırası bekleyen, bir o kadar da yetişkin. Biz üç kişilik bir takımız.

Hastane yolu o kadar bozuk ki, bir refakatçi bu yolda bana yetmiyor. Hiç kaldırım yok neredeyse, bir de hastane inşaat halinde. Neyse biz bunu aştık bir şekilde. Sırada bekleyenlerin çoğu 15 yaşın altında. Ebeveyn olarak da daha çok anneanneler, babaanneler var. Benden başka baba yok. Birkaç anne… Duyduğum seslere göre çocuklar bir anda kaynaşıyorlar, konuşuyorlar birbirleriyle. Ben de dinliyorum, hepsi o gün okula gitmeyip hastaneye gelmiş. Ve en büyük şikâyetleri okuldaki parfüm ve deodorant kullanımı. Sadece deodorant yüzünden okula gidemeyen çocuklar bunlar. Konuya büyükler kendi aralarında giriyorlar: “Ya evet, bizimki de aynı, parfüm kokusu yüzünden atak geçirdi. Ataklar sıklaştı, ondan tüm testleri tekrar yaptırıyoruz.” Yani çoğu bu eziyeti ilk defa yaşamıyor. Bu çocuklar belki de her sene benzeri bir eziyeti çekiyorlar deodorant kullanan çocuklar nedeniyle. Konu farkındalığa geliyor; kimi okul idaresiyle tartışmış, kimi diğer velilerle… Milli Eğitim’e kadar gitmiş, CİMER’e yazmış
ya da neresi varsa şikâyet edilecek, etmiş. Fakat sene başladı, biz alerjik astım hastası çocuğu olan veliler yine aynı yerdeyiz. Neden? Bu atakların en basit sebebi okulda kullanılan parfüm ve deodorantlar. Peki, aynı testleri bir daha yaptırsak ne değişecek? Acaba okula parfüm ve deodorantla gelen öğrencilere ve velilere
hiç mi bir iş düşmüyor?  Kim buna ‘Dur’ diyecek? Ya da birileri ‘Dur’ demişse neden durulmadığını kim denetliyor? Binlerce çocuk var bu durumda olan. Ben sadece 12’sini dinledim ve en önemli şikâyet okul temizliğinde kullanılan deterjanlar ve en korktukları şey de deodorant ya da türevleri.

Engeli olanları görmeyenleri, duymayanları ya da yaşlıları hep konuştuk… Ama bir de hiç fark etmediğimiz konular varki bunlarla ilgili de farkındalık oluşmalı. Temelde kimseyi rahatsız etmemeliyiz, bu konuda farkındalığın artması gerekiyor. Bunu başarmalıyız, biz büyükler olarak bunu çocuklarımıza anlatmalıyız. Yoksa bu çocuklar yetişkin olunca, ‘görünmeyen’ duyarsızlıklarla mücadele edeceklerden biri belki siz ya da sizin çocuğunuz olacak.

Biz görmeyenler olarak çok savaştık kendi durumumuzu ilgilendiren konularda. Ama gelecekte bu ve benzeri konularda ilerlemek ve bu çocuklar daha iyi bir ortamda yaşasın istiyorsak, bunu ev
ortamında bir daha çalışmalıyız. Önce evde, sonra okulda. Tabii ‘Acaba biz bunları biliyor muyuz’ diye kendimizi de sorgulamamız gerek.

O gün hastanede kızdılar, güldüler, biraz eğlendiler… Ama genel olarak dertlerini birbirlerine anlattılar. Testler bitti ve dağıldık. “Yarın okulda bir parfüm veya deodoranttan dolayı yine bir kriz geçirirsek buluşuruz yine bu koridorda” diye gülüştü çocuklarımız. Biz de başımız eğik, bu duruma ne diyeceğimizi bilemedik; açıklaması yok zaten…